GONAD HASTALIKLARI

obeziteGonadlar cinsiyet organlarıdır. Bunlar esas olarak erkeklerde testisler (hayalar), kadınlarda overlerdir (yumurtalıklar). Her iki cinsiyette de gonadların başlıca iki fonksiyonu vardır: Cinse özgü hormonları salgılamak ve üremeyle ilgili hücreleri üretmek. Testisler erkeklerde androjen yani testosteronu üretip salgılayarak erkeğe özgü görünümün oluşmasını sağlar. Beraberinde erkeğin baba olabilmesi için gereken spermleri üretir. Overler ise kadınlarda östrojen ve progesteron salgılayarak kadınsı görünümün ve mestrüel siklusların oluşumunu sağlarken yine döllenmek üzere hazırlanan yumurtaların gelişimi de bu organlarda olur ve kadının anne olmasının yolu açılmış olur. Gonadların gerek cinsiyet hormonu üretmesinde, gerekse bebek sahibi olunması için gereken hücreleri üretmesinde yetersiz olması durumunda hipogonadizm denen tablolar oluşur. Esasen bu iki durum birbirini destekler ve gonadların bu iki üretiminden herhangi birini yapamaması halinde hipogonadizmden bahsedilebilir. Bazen bu iki fonksiyondan biri de eksik olabilir. Örneğin hormonal eksiklik yokken bir bireyde sebebi açıklanamayan kısırlık da görülebilir. Elbette kısırlığın tek nedeni hormonal nedenler ya da hipogonadizm değildir. Erkekte testislerin olması ve bunların sperm üretiyor olması kadar, meninin uygun şekilde dışarı atılabilmesi yani döl yollarının açık olması da önem arz eder. Kadında da benzer şekilde overlerde yumurtaların oluşup olgunlaşması kadar uygun şekilde yumurtlamanın olması, yumurtanın döl yollarına düşüp rahme kadar ulaşması da hamilelik için şarttır.

Hipogonadizm: Gonad fonksiyonlarının yetersizliği nedeniyle oluşan tablodur. Doğuştan beri olan hipogonadizmde ergenlik hiç oluşmaz ve çocukta kendi cinsiyetine özgü sekonder cinsiyet karakterleri de ortaya çıkmaz. Mesela erkek çocuk ergenliğe girdiğinde kas kitlesi artacak, boyu uzayacak, yüzde sakal-bıyık gelişecek, vücut kıllanacak, penis boyu ve eni artacak, testisler büyüyecek, ses kalınlaşacaktır. Kız çocuk ergen olunca, yine boy uzaması olacak, vajen büyüyecek, koltuk altı ve genital alanlar kıllanacak ve göğüsler büyüyecektir. Erkeklerde ergenliğin ilk belirtisi testislerin büyümesi, kız çocuklarında ise meme tomurcuklanmasıdır. Türkiye’de kız çocukları 8-12 yaş, erkek çocukları da 9-13 yaşları arasında genellikle ergenliğe girmektedir. Dolayısıyla kız çocuklarında 12 yaş ve üzerinde, erkek çocuklarında 13 yaş ve üzerinde hiçbir ergenlik bulgusu yoksa, burada mutlaka gecikmiş puberte, yani ergenlik gecikmesi akla gelmeli ve bu çocuklar tetkik edilmelidir. Zira bu durum bazen hipogonadizmin sonucu olabilir. Ergenliğe girildikten yani cinse özgü görünüm kazanıldıktan sonra ortaya çıkan hipogonadizmi tanımak daha zordur. Bu vakalarda bazen cinsel isteksizlik ilk ve tek bulgu olabilir. Dikkatle incelendiğinde erkeklerde sakal-bıyık kıllarının uzama sürenin arttığı, sertleşmenin olmadığı, sesin inceldiği anlaşılabilir. Kadınlarda ise durum genellikle adetlerin kesilmesi veya bozulması şeklinde kendisini belli ettiği için tanı koymak daha kolay olabilmektedir.

Hipogonadizmin pek çok sebebi olabilir. Hipogonadizm tanısı konan bir hastada öncelikle sebep araştırılırken iyi bir fizik muayene yapılmalı ve cinsiyete özgü hormonların düzeyleri ve hipofizden salgılanan gonadotropinlerin (LH-FSH) seviyeleri ölçülmelidir. Hipogonadizmde cinsiyet hormonları düşük iken LH-FSH da düşük veya normal seviyelerde ise burada sebeh hipofiz veya santral sinir sistemi hastalığı olabilir. Bu durumda beyin ve hipofiz bölgesinin görüntülenmesi önem arz eder. Bazı vakalarda sebep hipofiz bölgesinde yerleşen tümörler veya doğuştan beyinde FSH-LH üretiminin olmayışıdır (Kallman sendromu gibi). Eğer gonadlar doğuştan sorunluysa, yani testisler veya overlerde sorun varsa, bu kez cinsiyet hormonları düşük olsa da FSH ve LH yüksek olacaktır. Bu durum da doğuştan ya da sonradan ortaya çıkabilir. Örneğin erkeklerde Kleinfelter sendromu doğuştan testis yetersizliği, kızlarda Turner sendromu ise doğuştan over yetersizliğinin en sık sebepleri arasındadır. Sorun gonadlarda ise bu kişiler evlat sahibi olamazlar. Ama santral nedenli hipogonadizmde tedavi ile kişinin ebebeyn olması imkanı vardır. Çocuk beklentisi olmayan hastalarda hipogonadizmin tek tedavisi eksik olan cinsiyete özgü hormonların dışarıdan alınmasıdır. Bu tedavi kadınlarda menopoz yaşına dek sürmelidir. Erkeklerde ise bir engel yoksa tedavisi ömür boyu olmalıdır.

Jinekomasti: Erkeklerde kadın tipi göğüs büyümesine verilen addır. Erken bebeklik döneminde, ergenliğe giren ve yaşlanan erkeklerde herhangi patolojik bir neden olmaksızın da meme büyümesi görülebilir. Bununla beraber jinekomasti mutlaka araştırılmalıdır. Zira bazen altta yatan meme kanseri, testis tümörleri, hipogonadizm veya östrojen hormonuna maruz kalmanın da bir sonucu olabilir. Özellik tek taraflı meme büyümesi hangi yaşta olursa olsun ihmal edilmemelidir. Jinekomastinin önemli nedenlerinden birini de ilaçlar oluşturur. Örneğin spironolakton, digoksin gibi ilaçlar jinekomastiye neden olabilir. Marihuana veya esrar kullanımı da jinekomastiye neden olabilir. Bu nedenle jinekomasti yalnız bir estetik problem olarak düşünülmemeli altta yatan olası bir patoloji açısından mutlaka dikkatli bir şekilde araştırılmalıdır. Bu hastaların hem meme hem de testis muayenelerinin, gerekirse de ultrasonografik görüntülemelerinin yapılması önem arz eder. Patoloji saptanamamış jinekomastilerde plastik cerrahiyle yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilir. Bazı özel vakalarda medikal tedavi ajanları ile de jinekomasti tedavi edilebilir.

Polikistik over sendromu: Doğurgan çağdaki kadınların en sık kısırlık nedeni polikistik over sendromudur. Polikistik over sendromu sanıldığı gibi kadın-doğum hastalıkları kliniğiyle ilgili bir problem değildir. Sıklıkla altta yatan faktör insulin direncidir. Buna bağlı olarak bu kadınlarda ileride diyabet gelişimi olasılığı da artmaktadır. Klinikte sıklıkla kendisini obezite, en azından bel çevresinde artış, hiperandrojenemi, yani erkeklik hormonu düzeylerinin artması ve buna bağlı gelişen erkek tipi saç dökülmesi, kıllanma artışı, sivilcelenme, adetlerin gecikmesi veya olmaması şeklinde belli eder. Overlerde olgunlaşmamış, dolayısıyla yumurtlamayla döl yollarına atılamamış birden çok follikül kistlerinin ultrasonografiyle saptanması tanıyı destekleyen önemli bir bulgudur. Tanı daha çok klinik olarak konulsa da bazı hormonal testler tanıyı destekleyebilir. Tedavisi klinik tabloya göre değişebilmektedir. Son yıllarda etyolojisinde insulin direncinin olduğunun anlaşılması nedeniyle metformin gibi insulin direncini azaltan ilaçların kullanılması yaygınlaşmıştır. Bununla beraber adetleri düzenli hale gelmeyen hastalarda doğum kontrol haplarının, kıllanması ön palnda olan hastalarda ise anti-androjenlerin kullanılması söz konusudur.